Monthly Archives: Kasım 2017

İstifa ve ibraname verilen çalışma dönemi işe iade davası açmak için gerekli 6 aylık kıdem süresinden sayılmaz

İşe iade davası açmak için işçinin ilgili işyerinde en az 6 aylık kıdeminin bulunması gerekir. Kıdem süresinin belirlenmesinde işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde iş ilişkisi hukuken kesintiye uğramış olsa dahi, işçinin o işverene bağlı işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerekmektedir.

Aşağıda özetine yer verilen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/14351 Esas sayılı kararında; işçinin istifa ve ibraname ile sona eren çalışma döneminin yeniden aynı işyerinde çalışmaya başlaması halinde kıdem hesabında dikkate alınmayacağına karar vermiştir. Söz konusu kararda işe iade davası açılması için gerekli 6 aylık kıdem şartında ikinci çalışma süresinde geçen sürenin esas alınacağı vurgulanmıştır.

T.C. YARGITAY 22.Hukuk Dairesi Esas: 2012/14531 Karar: 2012/20551 sayılı kararı, karar özeti…..

“Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 04.10.2010 – 10.08.2011 tarihleri arası aynı işyerinde çalıştığı, çalışmasının istifa ederek sona erdiği bu döneme ilişkin olarak alacaklarını aldığına dair ibraname verdiği, söz konusu işyerinde 14.10.2011 – 15.01.2012 tarihleri arası tekrar bir çalışmasının olduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece, kıdem süresinin belirlenmesinde işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde iş ilişkisi hukuken kesintiye uğramış olsa dahi, işçinin o işverene bağlı işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiği ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de, davacının davalı işverene ait işyerindeki 04.10.2010 – 10.08.2011 tarihleri arasındaki çalışma döneminin istifa ile sona erdiği, bu döneme ilişkin olarak ibraname verdiği, 14.10.2011 tarihinden itibaren yeni bir çalışma döneminin başlatıldığı, altı aylık kıdem süresinin hesaplanmasında istifa ile sona eren önceki dönemin tasfiye edildiği bu sebeple dikkate alınamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.

Belirtilen sebeple, 4857 Sayılı Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.”

Çalışma Arkadaşlarına Sık Sık Argo Sözler Söylemek Fesih Sebebi Midir?

Karara konu olayda çalışma arkadaşlarına karşı sık sık argo kelimeler konuşan bir çalışanın iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiştir. Bunun üzerine kişi işe iade davası açmıştır. Açılan davada ilk derece mahkemesi feshi geçersiz sayarak işe iade kararı vermiştir.

Karar temyiz edilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 21.07.2008 tarihli kararında “yönetim hakkının çalışanları rencide edici ve kişilik haklarına halel getirecek şekilde kullanılamayacağı” ve aynı zamanda “davacının fesih konusu fiillerinden işyerindeki bir kısım işçinin rahatsız ve tedirgin olması” nedeniyle, feshi geçerli sayarak davanın reddine karar vermiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.07.2008 tarihli kararının ilgili bölümüne aşağıda yer verilmiştir.

“Somut olayda, davacının çalışma arkadaşlarına sık sık argo kelimelerle hitap ettiği, onlarla tartıştığı, çalışanların bu konuda şikayetlerin yoğunlaşması üzerine iş sözleşmesinin feshedildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Mahkemece de davacının fesih nedeni yapılan eylemlerinin sabit olduğu kabul edilmesine rağmen, bunun işlerin daha iyi yapılmasına yönelik yönetim tarzı olduğu belirtilmiştir. Ancak işin iyi yapılmasına yönelik yönetim hakkı çalışanları rencide edici kişilik haklarına halel getirecek biçimde kullanılamaz.

İşverene bu konuda yazılı beyanda bulunan bir kısım işçiler davacının bu tutumundan dolayı rahatsız ve tedirgin olduklarını açıklamışlardır.

Davacının çalışma arkadaşlarına karşı saygısız tutumu işin yürütümünü bozucu nitelikte olup, fesih için geçerli neden kabul edilmelidir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.”

Kaynak ve kararın tam metni için bkz: İş Güvencesi ve Uygulaması, Bektaş Kar, Ankara 2009 basım, sf: 333-336