Monthly Archives: Aralık 2016

EPDK Tarafından Kesilen Cezalarda Zamanaşımı

Bilindiği üzere Enerji Piyayasası Düzenleme Kurulu, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun çeşitli hükümlerine göre ilgililere idari para cezaları kesmektedir. 5015 Sayılı Kanunun 19. Maddesinde kademeli olarak idari para cezaları düzenlenmiştir. Kurum tarafından yasaya uygun olarak kesilen idari para cezaları, gene kanunun belirlediği denetim mekanizmasından geçirilerek kesinleştirilir. Akabinde tahsil amacıyla vergi dairelerine kamu alacağı olarak intikal ettirilir.

Bu süreç içerisinde idarenin eylemlerinin de belirli süreler içerisinde yapılması gerekmektedir. 5015 sayılı kanun kapsamında kesilen cezalar 5326 sayılı Kabahetler Kanunu uygulamasına tabidir. Kabahetler Kanununda iki tür zamanaşımı düzenlenmiştir bunlar; Soruşturma zamanaşımı ve Yerine getirme zamanaşımıdır. Bu düzenlemelere göre 5015 sayılı Kanuna aykırı fiillere ilişkin kesilmesi gereken cezaların soruşturması, cezanın boyutuna göre üç ila beş yıl arasında yapılmalı, kesilen bu ceza gene kanunun düzenlemesine göre 3 ila 7 yılda yerine getirilmelidir. 6138 sayılı Kanunun Tahsil zamanaşımını düzenleyen 102. Maddesi ise, kamu alacağının zamanaşımını kesen haller dışında 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenlese de özel kanun hükümlerini saklı tuttuğu için EPDK tarafından kesilecek idari cezalarda uygulanacak zamanaşımı süresi 5326 sayılı kanuna tabi olan 3 ila 7 yıllık zamanaşımı süresidir.

EPDK tarafından kesilen cezaların itiraz prosedürü ve idari para cezalarının zamanaşımıyla ilgili İzmir merkezli avukatlık büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

META HUKUK BÜROSUson-logo-150x150

İletişim: Mansuroğlu Mahallesi 292 Sokak no:13/1(Doğa Plaza) Bayraklı/İzmir

Tel&Fax: 0232 502 02 52

Mirasın Hükmen Reddi Davası

Türk Medeni Kanunu’na göre, miras bırakanın ölüm tarihinde terekesi borca batıksa, bu miras mirasçıları tarafından reddedilmiş sayılacaktır. Gerçekten de Medeni Kanunumuzun 605. maddesinin II. fıkrası, açıkça borca batık olduğu tespit edilen terekeyle ilgili mirasın reddedilmiş sayılacağını belirlemiştir.

Medeni Kanunun 605. ve 606. maddelerinden çıkardığımız sonuca göre genel olarak, miras 3 ay içerisinde, yasal mirasçılar tarafından reddedilmelidir. Buna göre yasal mirasçılar murisin ölümünden sonra 3 ay içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak mirasın reddini talep edebilirler.

Bununla birlikte her durumda terekenin borca batık olduğu 3 içerisinde belirlenmeyebilmektedir. Bazı durumlarda terekenin borca batık olduğu aylar veya yıllar sonrasında ortaya çıkabilmektedir. Öldüğünde hiçbir borcu olmadığı düşünülen kişi hakkında yasal mirasçılar, mirasçılık sıfatları yüzünden aylar sonra icra takipleriyle karşı karşıya kalabilirler. 3 aylık yasal red süresi geçtiği için de Sulh Hukuk Mahkemesi’nden mirasın reddini talep hakları geçmiş olacaktır.

İşte böyle durumlarda Medeni Kanun, mirasçılara “Mirasın Hükmen Reddi” davasıyla 3 aylık süre geçse bile dava açma ve koşulları varsa mirası reddetme hakkı vermektedir. Açılacak dava ile mahkeme,ölen kişinin vergi ve sigorta kayıtlarını, tapu mal varlığı kayıtlarını ve banka hesaplarını araştıracak ve şartları oluşmuşsa yasal mirasçılar bakımından mirasın hükmen reddedildiğine karar verecektir. Bu karar dolayısıyla yasal mirasçılar, miras bırakanın borçlarından kurtulacaktır.

Mirasın hükmen reddedilmesiyle ilgili, merkezi İzmir’de bulunan avukatlık büromuza başvurarak detaylı bilgi alabilirsiniz.

Av. Mehmet Gerem

META HUKUK BÜROSUson-logo-150x150

İletişim: Mansuroğlu Mahallesi 292 Sokak no:13/1(Doğa Plaza) Bayraklı/İzmir

Tel&Fax: 0232 502 02 52

İştirak Nafakasının Artırılması Veya Kaldırılması Davası

 

İŞTİRAK NAFAKASININ ARTIRILMASI VEYA KALDIRILMASI DAVASI

İştirak nafakası Türk Medeni Kanunu’nun 182. Maddesinde vücut bulan ve boşanmanın maddi sonuçlarına bağlı bir edimdir. Buna göre boşanma neticesinde velayet kendisine verilmeyen taraf, 18 yaşını geçmemiş çocuk için diğer eşe özellikle sağlık, eğitim, bakım giderleri gibi giderleri kapsayan, adına iştirak nafakası denen ve mahkeme tarafından hükmedilen parayı ödemek zorundadır.

İştirak nafakası genellikle boşanma talepleri ile birlikte istenir. Boşanma talebiyle birlikte istenmese bile, kamu yararını lgilendiren bir durum söz konusu olduğu için mahkeme şartları oluşmuşsa, kendiliğinden iştirak nafakası ödenmesine karar verebilir. Mahkeme tarafların maddi durumlarını göz önünde bulundurarak, uygun bir bedeli iştirak nafakası olarak belirler.

Tarafların maddi durumlarında ve çocuğun giderlerinde zaman içerisinde değişiklik meydana gelebilir. Dolayısıyla mahkeme tarafından zamanında hükmedilen iştirak nafakası artık yetersiz kalabilir. İşte Medeni Kanunumuz,  iştirak nafakasını düzenlediği 327-331 maddeleri arasında; 331. Maddesinde “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” hükmüyle bu durumu belirlemiştir. Çocuğun bakım giderlerlerinin artması ve velayet sahibi olan eşin artık bu giderleri karşılamada güçlük çekmesi halinde bu madde dayanak gösterilerek iştirak nafakasının artırılması talep edilebilir.

Aynı şekilde çocuğun giderlerinin artmasıyla beraber, velayet sahibi eşin gelirlerinin de artması halinde; velayet sahibi olmayan eşin de maddi durumu kötüleşerek velayet sahibi olmayan eş aciz duruma düştü ise; mahkeme tarafından hükmedilen iştirak nafakasının kaldırılması davası da açılabilir.

                        Hukuk büromuz, konusunda uzman avukatlarıyla temel olarak aile hukukundan kaynaklanan, iştirak nafakasının artırılması ve iştirak nafakasının kaldırılması davalarında müvekkillerine hizmet vermektedir.

META HUKUK BÜROSUson-logo-150x150

İletişim: Mansuroğlu Mahallesi 292 Sokak no:13/1(Doğa Plaza) Bayraklı/İzmir

Tel&Fax: 0232 502 02 52

Değer Kaybı Davaları

TRAFİK KAZALARINDAN KAYNAKLANAN DEĞER KAYBI DAVALARI

Değer kaybı, yaşanılan kaza sonucu, aracın piyasa değerinde yaşanan düşüşü ifade eder. Bilindiği üzere trafik kazalarında meydana gelen hasar, kusurlu sürücünün zorunlu trafik sigortasından tazmin edilir. Kusurlu sürücünün ayrıca kaskosu da varsa kendi aracının da hasarları kasko tarafından karşılanır. Fakat kaza sonucu araçta meydana gelen tek zarar parça ve onarım zararları değildir. Kaza geçiren araç onarılsa bile değeri artık kazasız emsallerine göre fiyat olarak daha düşük duruma gelecektir. Örneğin boyalı ve değişen parçalı bir araç, boyasız ve değişensiz emsaline göre daha düşük bir satım değerine sahip olur.

İşte araçta yaşanan bu değer kaybı meydana gelen kazadan kaynaklandığı için, bu değer kaybı zararının da tazmin edilmesi gerekmektedir. Bu zararın kimden isteneceği de zorunlu trafik sigortasının teminat kapsamına veya kaskonun teminat kapsamına göre değişmektedir. Eğer değer kaybı teminat kapsamında ise meydana gelen zarardan ilgili sigorta şirketleri, değer kaybı teminat dışında ise kazada kusurlu olan taraf meydana gelen değer kaybından sorumludur.

Temel olarak bir tazminat davası olan değer kaybı davalarında ve trafik kazalarından kaynaklanan ceza davalarında büromuz müvekkilerine faydacı hizmetler sunmaktadır

META HUKUK BÜROSUson-logo-150x150

İletişim: Mansuroğlu Mahallesi 292 Sokak no:13/1(Doğa Plaza) Bayraklı/İzmir

Tel&Fax: 0232 502 02 52

Khk İhraçlarında Görevli Mahkeme Ve Yargılama

 Ülke çapında ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’lerle birçok kamu personeli mesleğinden ihraç edilmiştir. 667 sayılı KHK ile başlayan ve devam eden süreçte, kamu çalışanları ilgili KHK’lerin yayınlanmasıyla başkaca bir tebligat ve araştırmaya gerek kalmaksızın mesleklerinden ihraç edilmiştir.

            İlgililer bu idari işlemlerin yargısal denetimi için çeşitli hukuk mercilerine başvurular yapmaktadır. Danıştay, İlk derece İdare Mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi gibi başvurular yapılmaktadır. Fakat KHK ile ilgili meslekten atılanların hangi adlî merciye başvuracağı konusunda, yargı makamları dahil hukuk camiasında derin bir tartışma söz konusudur.

Hemen belirtmek gerekir ki, yaşanılan hak ihlalinden dolayı başvurulması gereken yerin İdari Yargı olduğu kanısındayız. İdari Yargılama Usulu Kanunu(İYUK)’nun 2.maddesi gereği görevli yargı, idari yargıdır. İYUK’un 33. maddesi de kamu görevlilirin özlük işlemlerinden kaynaklanan davalarda yetkiyi belirler. Dolayısıyla KHK ile meslekten ihraç edilen kamu görevlilerinin ilgili maddeler gereği başvurması gereken merci, son görev yaptıkları yerde yetkili idare mahkemesidir.

Buna rağmen uygulamada İdare Mahkemeleri tarafından, meslekten ihraçlarla ilgili açılan iptal davalarında, inceleme alanına girmediğinden kaynaklı olarak incelenmeksizin davanın reddine karar verilmektedir. Fakat Olağan Kanun yolu denetimi olan ve İdare Mahkeme’lerinin üst derece görevli mahkemesi olan Danıştay’ın 5. Dairesi; 2016/8196 Esas 2016/4066 Karar sayılı ve 4 Ekim 2016 tarihli kararı’nda açıkça KHK ihraçlarında idare Mahkemelerinin görevli olduğuna karar vermiştir. Karar bölümünden bir alıntı aşağıdaki gibidir;

Buna göre KHK’nın 3. ve 4. maddelerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.

            Bu durumda, davacı hakkındaki , Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun 24.08.2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan ve yargı denetimine tabi bir disiplin cezası olan meslekten çıkarma cezası niteliğinde olmadığı dikkate alındığında, 6087 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 33. maddesinde yer alan hüküm uyarınca, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülebilecek bir uyuşmazlık bulunmadığından, çözümünde idari yargıda genel görevli yargı yeri olan idare mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.”

Sonuç olarak Kanun Hükmünde Kararname’lerle meslekten ihracı düzenleyen idari işlemlerin iptali için kamu görevlisinin son çalıştığı yer idare mahkemesine başvurulmalıdır. Ayrıca hak arama hürriyeti kapsamıda ilgili KHK’nin yayınlanması ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne akabinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurulabilir.

Yazar: Av. Mehmet Gerem

META HUKUK BÜROSUson-logo-150x150

İletişim: Mansuroğlu Mahallesi 292 Sokak no:13/1(Doğa Plaza) Bayraklı/İzmir

Tel&Fax: 0232 502 02 52